

|
Hakkari Ekonomisi
|
|
ŞEMDİNLİ BALI Dört mevsimin iç içe yaşanabildiği ülkemiz, farklı iklim özellikleri ve ekolojik bölgeleri ile tarımsal üretim çeşitliliği açısından dünyanın önemli ülkelerinden biridir. Ayrıca bu özelliklerinden dolayı bir çok bitki ve hayvanın gen merkezidir. Ülkemiz adeta bir arıcılık cennetidir. Türkiye’nin değişik yörelerinde çok kaliteli ballar elde edilmektedir. Ülkemiz, dünya ballı bitkiler florasının %75’ne sahiptir. Zengin florası, uygun ekolojisi, koloni varlığı, arı populasyonlarındaki genetik varyasyon bakımında Türkiye büyük arıcılık potansiyeline sahiptir. Arıcılık, dünyada en yaygın tarımsal etkinliklerinden biridir. Bugün dünyada yaklaşık 58 milyon koloniden 1 milyon 300 bin ton bal üretilmektedir. Türkiye’de 4.2 milyon dolayında koloni sayısı dünyada üçüncü 67 bin ton bal üretimi ile dördüncü sıradadır. Arıcılığın tarihçesi insanlık tarihi kadar eskidir. Balın ve arıcılığın başlangıç tarihine ait tahminler şüphesiz ki binlerce yıl öncesine kadar gitmektedir. Bu tahmin Fransa’da III. devir tabakalarında bulunan bir arı fosili ile daha belirgin hale gelmiştir. İspanya’nın Valencia şehrinde Arana mağarasında yapılan bir incelemede bal hasadı ile ilgili ilginç bir bulguya rastlanmıştır. Bala ait ilk güvenilir bulgular günümüzden dört bin yıl öncesine ait bulunmaktadır. Tarım işletmelerini tarla ziraatı, bağ-bahçe ve hayvancılık olmak üzere üç ana kategoriye ayırdığımızda arıcılığın bunların her üçüyle de uyum içinde olduğu görülür. Arıcılık en az sermaye ile çok kar sağlayan bir meslektir. Tarımın diğer kollarında çalışmak için araziye, suya, işletme tesisine, traktöre vs. ihtiyaç vardır. Ayrıca bunları çalıştırabilmek ve araziyi işletebilmek için yeteri kadar sermaye ve işçiye ihtiyaç duyulur. Tarih boyunca gerek yenilerek gerekse cilde sürülerek tüketilen bal %70’i kana doğrudan karışan şekerlerden oluşmaktadır. Önemli bir sağlık kaynağı olarak asit polen ve mineral içermektedir. Türkiye’nin bugün dünya dördüncüsü olduğu arıcılıkta,ağırlıkla iki tür bal üretiliyor. Çam balı da denilen orman balı ile çiçek balı özel ballar arasında ise; ıhlamur, nane, kuşdili ve portakal öne çıkıyor. Ballarda fiziksel yapı bakımından farklı özellikler vardır. Balın gerek tadı ve gerekse de aroması tamamen hammadde olan nektardan gelir. Özellikle taze ballarda bunu duymak daha kolaydır. Bala koku ve aromayı veren içindeki esanslı maddelerdir. Açık renkli, beyaz, sarı ve koyu esmer renge kadar çok çeşitli renkte ballar vardır. Örneğin; akasya, ıhlamur ve üçgül balları açık renktedir. Kara buğday, çam ve funda balları ise koyu renktedir. Balların rengi doğrudan doğruya bitki türüne ve nektar çeşidine bağlıdır. Zevkle ve severek yenmesi için balın hoş renkli olması gerekir. Beyaz ve sarı renkler daha çok istenir. Balın kalori değeri de yüksek olup; 100gr balda 327cal varken yumurtada 100gr yumurtada 139cal, 100gr ette 120-142cal bulunmaktadır. Balın bünyesinde karbonhidratlar, vitaminler, maya hormonlar, mineraller, asitler ve koku veren elli çeşit madde bulunur. Bal üzerinde yapılan klinik araştırmalarda balın gebelikte, çocuk sağlığında, nekahet ve ihtiyarlıkta faydalı olduğu gibi karaciğer, kalp, solunum, hazımda, tansiyon vb. hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir. Böylece insanlığın binlerce yıl efsanelerde aradığı “Ab-ı Hayat”ın bal olduğu açıkça anlaşılmıştır. İlimiz Hakkari de doğanın tüm güzelliklerinin ihtişamlı bir şekilde sergilendiği, insanları adeta büyüleyen el değmemiş doğal yapısı, kayak sporları, yayla yaşamı, yöresel el sanatları, cevizi, balı, otlu peyniri ve tütünü ile yerli ve yabancı turistlerin ve araştırmacıların görmek ve gezmek istedikleri güzel Türkiye’mizin bir serhat şehridir. Yılın on iki ayında karla kaplı dağların yüksek dorukları, buzul gölleri, yaylaların gözü doyuran, ruhu ferahlatan güzellikleri, ayna gibi berrak ve serin suları, yüksek şelaleleri ile insanoğlunu cezbeden bu manzaraya başka bir yerde rastlamak kolay kolay mümkün değildir. İlimizin arazi yapısı engebeli olup dar bir alan içinde topoğrafik farklılıkları nedeni ile arıcılık sezonu diğer illere göre daha uzun sürmektedir. İlimizdeki bu yükseklik farklılıklarının yanı sıra; bitki örtüsü bakımından zengin bir floraya sahip olması, bitkilerin değişik zamanlarda çiçek açması, arıcılık sezonunun uzun sürmesi ve yöreye has çiçeklerin bolluğu arıcılık yönünden en önemli yöresi olma özelliğine sahip bulunmaktadır. Bilindiği gibi pestisit kullanımı bal arılarının yararlandığı nektar kaynaklarını azaltmakta, bu durum hem koloni veriminde azalmaya hem de daha yoğun seyyar arıcılık yapılmasına neden olmaktadır. Yöremizde ise zirai mücadele faaliyetinin çok az olması nedeniyle gerek bal kalitesini ve gerekse arı populasyonunun korunmasında önemli bir ayrıcalık sağlamaktadır. İlimiz Şemdinli ilçesi rengarenk çiçeklerle bezenmiş bir floraya sahiptir. Bu flora; Şemdinli balına, kendine özgü tadını, rengini, aromasını ve lezzetini vermektedir. Şemdinli balının Osmanlı tarihine dayandığı hatta hükümdarlara hediye olarak verildiği bilinmektedir. Katkısız ve saf çiçek tozundan alınan Şemdinli balı; lezzet, renk ve rahiya bakımından üstün özelliklere sahip olup diğer besinlerde olduğu gibi insan bünyesinde rahatsız edici hiçbir özellik taşımayıp aksine antiseptik etkisi ve antioksin özelliğinde dolayı; mide, kalp, karaciğer, şeker hastalığı, kemik hastalıkları ve hatta kanser iyi edici özellikleri bulunmaktadır. Yörenin florasına yönelik yapılan çalışmada Graminea familyasına ait bitkiler florada en yoğun bitki olarak tespit edilmiştir. Ayrıca analiz edilen gruplarda nadir ve minör polenler gözlenmiştir. Baldaki minör ve nadir polen miktarı her zaman diğer gruplara göre daha fazladır. Nadir gruptaki polenlerin bulunduğu bazı bitkiler şunlardır. Astragalus C.,Brassicaceae, Campanula L., Cardauus l., Centaurea L., polenleri v.b. Minör grubundaki polenlere ise Brassicaceae, Cartanea Sativa, Geranium, Mentha v.b gibi bitkilerde rastlanmıştır. Yöreden elde edilen bala yönelik yapılan çalışmada, Şemdinli İlçesinden elde edilen balın yine Ülkemizin Anzer yöresinden elde edilen ve yüksek fiyatlarla pazarlana bilen hatta ihraç olanağını sürekli koruyan Anzer balıyla bir karşılaştırma yapıldığında bu bala özelliğini veren maddelerin Şemdinli balında da aynı oranlarda bulunduğu görülmüş ve analiz sonuçları aşağıda verilmiştir. Şemdinli arı varlığı ve bal üretimi ile önemli bir arıcılık merkezidir. Ancak arıcılık potansiyelinden yeterince yararlanamamaktadır. Verimliliği sınırlayan unsurların kaldırılması durumunda arıcılık yöre halkının gelirinin artırılmasında önemli rol oynayacaktır. Diğer yandan Şemdinli balının laboratuar sonuçları ile kesinleşmiş üstün özellikleri ile geniş kitlelere ulaştırılması ve Ülkemizin bir kaynağının dış dünyaya tanıtılması sayesinde dış satım yoluyla ülke ekonomisine döviz katkısı sağlayacaktır. HAKKARİ KİLİMLERİ Anadolu kilimleri, desen özelliklerinin pek çoğunu Orta Asya 'dan getirmiş, 13. Yüzyılda Selçuklular döneminde geliştirmiş ve zamanla her bir yöreye göre kişilik kazandırmıştır. Bir bakıma kilim kadar üzerindeki desen de kültür mirasının kendisidir. Hakkari kilimlerinde çeşitli hayvan, çiçek ağaç gibi figüratif motiflerin yanısıra soyut motifler de yer alır. Kıskançlık ve korkuların; "Kurt ayağı" ve "Akrep" motifi ile,muhabbeti, sevgiyi, sohbeti ve faniliği, "Muhabbet Kuşu" motifi ile, erkekliği, yiğitliği ve kavgacılığı; "Koç Boynuzu" motifi ile dile getirirken, bitki ve çiçek figürleri bereketi, üretkenliği ve mutluluğu ifade etmiştir. "Gelin Kız" da denilen "Eli Belinde" adlı motif gene üretkenliği ve kısmeti simgeler. Hayat ağacı figürü ise ölümsüzlüğün simgesidir. Bunun gibi bircok duygu ye düşünce değişik motifler ye sembollerle anlatılmaya çalışılmıştır. Motiflerin oluşturduğu desenler de belli bir hikayeyi ye olayı anlatmaktadır. Hakkari yöresinde dokunan kilimler onu dokuyan boyun veya aşiretin adını alır. Belli bir aşiretin adını alan kilim bir başka aşiret tarafından dokunsa bile ilk dokuyan aşiretin adiyla anılır. Jirki, Herki gibi aşiret adıyla dokunduğu gibi kişi isimleriyle de dokunmaktadır. Gülhanife, Gülsarya gibi. Bazen de kilime işlenen desenlere göre isim alır; Gülhezar Gülgever, Lüleper gibi. Hakkari kilimleri arka arkaya çift sıra halinde gerilmiş çözgü ipliklerinin arasında çapraz olarak önden ve arkadan atkı, ipliklerinin geçirilmesiyle dokunur. Hem cözgü, hem de atkı iplikleri yünden yapılmaktadır. Hakkari kilimlerinde cözgü sıklığı, 40/tel, atkı sıklığı ise 230/dm. adettir. Bu sıklık kilimlerin kalitesini ve duruşunu etkilemektedir. Hakkari kilimlerinin bir başka önemli Ozelliği de geleneksel olarak da 1.30 x 2.00 cm. boyutlarında olmasıdır. Ortalama büyüklük 2 m2. ortalama ağırlık ise 7.700 / kg./ m2. 'dir. Hakkari yöresi kilimlerinde kullanılan beş temel renk göze çarpmaktadır. Kırmızı ve bordoya yakın ton, lacivert, kahverengi, siyah, beyaz. Yeşil, sarı ve mavi renkler ise ara renkler olarak kullanılmaktadır. |













|
T.C. HAKKARİ VALİLİĞİ İL ÇEVRE VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ |




|
Designed by |
|
BİLGİ EDİNME KANUNU VE YÖNETMELİĞİ
|