

|
Hakkari’de Çevre Koruma
|
|
İnsanın, insan sağlığının, çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve tabi kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması, her türlü çevre kirliliğinin önlenmesi, ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile tabii ve tarihi zenginliklerinin korunması için maddi ve manevi katkıda bulunmak ve bu amaçla yeni kaynaklar sağlamak amacıyla aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmak. * Çevre eğitimi ve çevre bilincinin yerleşmesi için tanıtıcı faaliyetler yapmak veya yaptırmak, bu amaçla her seviyede çevre eğitimine yönelik kurslar açmak veya teşvik etmek. * Çevre konuları ile ilgili kongre, panel, konferans ve seminerler hazırlamak veya hazırlananlara katkıda bulunmak. * Çevreyle ilgili her türlü dokümantasyonu temin ederek yayın faaliyetlerinde bulunmak. * Çevre sorunlarının çözümü için; özel sektörün, üniversitelerin, diğer ilgili kişi ve kuruluşların aktif katılımını sağlamada yardımcı olmak. * Çevreyi koruyucu, çevre kirliliğini önleyici araştırmalar yapmak veya yaptırmak. Hayvan ve bitki nesillerinin ıslahı ve korunması için yapılacak çalışmalara katkıda bulunmak. * Çevre araştırmalarında ve kirlilik tespitinde kullanılacak her türlü araç ve gereçlerin sağlanmasında yardımcı olmak. * Çevreyle ilgili çeşitli ölçümlerin yapılmasını sağlamak için sabit laboratuar kurma çalışmalarında bulunmak. * Hakkari Dağ-Eko sistem Sürdürebilir Dağ Gelişimi ile ilgili panel düzenlemek. * Basın ile işbirliği yapılarak çevre ile ilgili haberlerin hazırlanması ve yayınlanmasını sağlamak.
İLİMİZİN ÇEVRE SORUNLARI Günümüzde sanayileşme, kentleşme, turizm, enerji, madencilik, ulaşım ve diğer faaliyetler sonucu ortaya çıkan atıklarla çevrenin kirlendiği, doğal kaynakların amaç dışı kullanıldığı ve tahrip edildiği, çevre ve insan sağlığını tehdit eder duruma geldiği seviye itibariyle kalkınmayı da olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçektir.
Yaşanan çevre sorunlarını gidermek ve önlemek için yapılan çalışmaların (plan program ve uygulamalar ) başarılı olabilmesi için önce bu sorunların neler olduğu, nedenleri, düzeyleri ve yaşanan birden fazla sorunun önceliğinin bilinmesi, yani mevcut durumun (envanterin ) her yönüyle ortaya konulması gerekmektedir. Öncelikli Çevre sorunlarımızı şöyle sıralayabiliriz : - Atıklar - Su Kirliliği - Hava Kirliliği - Toprak Kirliliği - Plansız Kentleşme - Orman Tahribatı - Erozyon - Gürültü Kirliliği gibi çevre sorunlarının ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu sorunlar noktasal, yerel, ulusal ve uluslararası boyutları nedeniyle küçük bir köy yerleşim alanından başlayarak, kasaba, il, havza, bölge, ülke ve hatta kıtalara göre farklılık göstermektedir.Çevre sorunlarının kaynaklarından bir tanesi de Yerleşim (Kentsel) kaynaklı çevre sorunlarıdır.Bunlar sıvı atıklar, katı atıklar, emisyonlar, trafik gürültü gibi sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıvı atıklar su kaynaklarını kirletmekte ve toprak kirliliğine de oluşturmaktadır. Su kirliliği evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan ortamlarına boşaltılmaları ve tarımda kullanılan bazı yapay maddelerin suya karışması ile oluşan ve suyun fiziksel, kimyasal, biyolojik özelliklerini değiştiren bir olgudur. Yeraltı suları ise kirlenmeye karşı yüzeysel sulardan daha hassastır. Yeraltı sularının değişim ve seyrelme kapasitelerinin sınırlı oluşu, kirliliğin etkilerini artırmaktadır. Evsel ve endüstriyel atıklar ile tarım alanlarında kullanılan ilaçlar ve gübreler yeraltı sularının kirlenmesindeki en önemli sebepleridir. Burada, su kaynaklarının kirlenmesine büyük oranda evsel sıvı atıkların neden olma durumu araştırıldığında; İl merkezleri ve küçük yerleşim alanlarının % 91'inde evsel nitelikli atık suların arıtılmadığı, yerleşim merkezlerinin %71'inde kanalizasyon şebekesinin olmadığı veya yetersiz olduğu ve fosseptik atıkların vidanjörlerle çekildikten sonra gelişigüzel boşaltıldığı görülmektedir. Arıtılmadan alıcı ortamlara deşarj edilen ve su kirliliğine neden olan atık suların su kaynaklarında; suyun renginde değişiklik gözlenmesinden başlayarak salgın hastalıklara neden olmasına kadar her türlü sorunların oluşmasına neden olduğu görülmektedir.Katı atıklar da insanların sosyal ve ekonomik etkinlikleri sonucunda işe yaramaz hale gelen ve akıcı olacak kadar sıvı içermeyen her türlü madde ve malzemedir. Katı atıkların uygun koşullar altında biriktirilmesi, taşınması ve zararsız hale getirilmesi yerel yönetimlere bırakılmıştır. Ancak bu işin maliyetli oluşu ve belediyelerin konuya yeterince eğilmemeleri katı atıklardan kaynaklanan sorunları arttırmıştır. DİE "1991 Belediye Katı Atık İstatistikleri" isimli çalışmasına göre adı geçen yılda sadece belediyelerin %1,7’si Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ nin hükümlerini yerine getirdiğini belirtmiştir. Günümüze kadar bu rakamın artmış olması gayet olasıdır. Ülkemizde yaşayan insanlarca "Dağların Kenti" olarak bilinen; Türkiye' nin en uzak ve ücra noktasında bulunan ilimizde de hızlı nüfus artışı, değişen tüketim alışkanlıkları katı atıklardan kaynaklanan sosyal ve çevresel sorunların artmasına sebep olmuştur. Uygun koşullar altında biriktirilmeyen katı atıklar bir çok hastalık taşıyıcı canlı için uygun ortam hazırlamaktadır. İlimizde cumhuriyet döneminden bu yana ciddi anlamda bir altyapı çalışması gerçekleşmemiştir. Bu durum itibarıyla sadece konutların yapılandırıldığı, ( maalesef arzu edilen imar planlarından yoksun ) şehircilik ve çevrecilik özelliklerinden mahrum bırakılmış olan ilde; teknik ve sosyal anlamda gerçeğe hitap eden hizmetlerin ihtiyacı kaçınılmaz olmuştur. Özellikle de son yıllardaki güvenlik gerekçesiyle şehir merkezine yapılan göçlerden sonra artan konut ihtiyacına düzensiz bir yapılaşma ile cevap verilmeye çalışılmıştır. Artan nüfus karşısında altyapı, içme suyu tesisleri, drenaj kanalları, kanalizasyon şebeke hatları, sulama ark ve kanalları, çöp depo tesisleri, atık su arıtma tesisleri ve yeşil alan ihtiyacı giderek artmış ve en kısa zamanda önlemlerin alınması zaruriyet halini almıştır. İlimiz coğrafik yapı dolayısıyla yerleşimlerin birbirine çok yakın ve sıklıkta oluşu, engebeli ve dağlık arazi yapısından, iskanın yayılma olanağının güçlüğünden dolayı birbirine çok yakın mesafede yaşamak zorunda kalan nüfus yoğunluğu, ilimizde aşırı katı atık birikimine sebep olmaktadır. Ayrıca halkımızın yeteri kadar duyarlı olmayışı evsel atıkları gelişigüzel çöp merkezlerin bulunduğu yerlere değil de etrafına atılmaktadır. Buda aşırı bir şekilde katı atık birikimine sebep olmaktadır.
İlimizde yıllardır sabit bir çöp bertaraf yeri bulunmamakla beraber, gelişigüzel toplanan katı atıklar Zap vadisinde su kenarına atılmakta, çevreye zarar vermekle beraber, ortalığa kötü koku yayıp haşerelerin üremesine neden olmaktadır.
Diğer bir çevre sorunu olarak, ilde gelişigüzel akan atık suların hiçbir arıtıma tabi tutulmadan direkt olarak derelere verip oradan da Zap suyuna verilmesidir. İl merkezinde bulunan kanalizasyon şebekelerini sıhhatli bir şekilde yapılandırılmamıştır. İlin çoğu yerinde mevcut bulunan üst yapı yağmur suyu kanalının olmamasından dolayı ve mikrop saçan fosseptik çukurları, yağışlı günlerde caddelerde gelişigüzel akan yüzeysel suları halkın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını zora sokmaktadır. En güzel ve sağlıklı içme suyu kaynaklarının mevcut olduğu bölgemizde, kullanılan içme sularının sağlıklı metotlarla temin edilmek zorunda kalan bölgeler için gerekli kapasitede tesislerin ve arıtım ünitelerinin yapılması gerekmektedir.
Hava kirliliği; Kirletici denen unsurların havada belli bir seviyenin üstüne çıkmasıyla meydana gelmektedir. Hava kirliliğinin en önemli 2 nedeni; Çarpık Kentleşme ve Endüstridir. Hızlı şehirleşme ile beraber kalitesiz yakıt kullanımının artması ve taşıtlardan bırakılan kirleticilerin önemli seviyelere çıkması şehirlerde görülen hava kirliliğinin hızla artmasına sebep olmuştur. Özelliklede kış aylarında rastlanmaktadır. Fakat ilimizde sanayi tesisleri veya sanayi endüstrisi bulunmadığından dolayı diğer şehirlere göre fazlaca hava kirliliğine rastlanmamaktadır.
Genel olarak değerlendirildiğinde; evsel ısınmada ağırlıklı olarak kömür kullanılması, konutların ve sanayi tesislerinin topografik ve meteorolojik faktörlerin ve diğer hususların da dikkate alınmadan gelişigüzel yerlere yapılması ve bunların sonucu oluşan plansız kentleşme ile birlikte hava kirliliğinin yaşandığı anlaşılmaktadır.
Toprak kirliliği; Toprak sorunlarının başında yanlış tarım tekniklerinin sonucu olarak ortaya çıkan erozyon yer alır. Doğal aşınma sürecini hızlandıran erozyon, toprak kayıplarında artışlara, üretkenlik potansiyelinde azalmaya ve bitki örtüsünde kayıplara yol açmaktadır. Türkiye'de erozyondan kaynaklanan toprak kayıplarının yılda 500 milyon ton civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Özellikle engebeli bir arazi yapısına sahip olan ilimizde heyelan ve erozyon tehlikesine karşı il genelinde devam etmekte olan ağaçlandırma faaliyetleri yaygınlaştırılmalı ve her kesimin katılım sağlaması gerekmektedir.
Bunun dışında toprak kirlenmesine yol açan 2 önemli etken vardır; Tarım alanlarındaki yanlış uygulamalar ve toprağın tarım dışı amaçlarla kullanımı. Toprağı analiz ettirmeden ve gereğinden fazla yapılan gübreleme topraktan alınan verimin azalmasını, toprak yapısının bozulmasına yol açmakta ve bitki örtüsüne zarar verip içme suları ve diğer akarsulardaki kirliliği arttırmaktadır. Ayrıca verimli toprakların yerleşim yada endüstri alanı olarak kullanılması da Türkiye'deki önemi sorunlardan biridir. Aşırı şehirleşme ve nüfus artışı sebebiyle araziler uzun dönemli planlar yapılmaksızın yerleşim alanları olarak kullanılmaya başlamıştır.
Sonuç itibariyle havası, suyu, toprağı ve çevreyi temiz bir Hakkari için her kesimin kendisine düşen görevi yapması makro düzeyde projelerin üretilip uygulanması zaruri hale gelmiştir. |













|
T.C. HAKKARİ VALİLİĞİ İL ÇEVRE VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ |



